< ERTELENEN ZAMANLAR - herkesin bir hikayesi vardır anlatamadığı - Blogcu





22/5/2008

ERTELENEN ZAMANLAR

Neleri nelere değişiyoruz?

Değer mi acaba diye durup düşünmeden
Sevdiğimiz için gecenin ikisinde yol kat
edilmiyorsa, uyku tatlı geliyorsa....
Hangi zamanı kimlerden çalıyoruz, çantada
keklik gibi gördüklerimizden mi?
Şu saati kurma işini bir türlü ayarlayamıyorum. On
dakika erkene kursam, onun verdiği rahatlıkla süre daha da uzuyor.
Vaktinde kursam telaşa kapılıyorum. Çareyi buldum! Uyumak uğruna
kahvaltısızlık. Yolda elime alacağım kuru bir poğaça ama on beş
dakika
fazla uyku.Hayal etmiyor değilim şöyle beyaz örtülerde domatesli,
peynirli, ballı kahvaltıyı ama...
İşe gelince telaş eder dururum, yapacaklarımı
düşünmekten arkadaşlarıma esaslı bir günaydın diyemem. Ne
kaybettirir bana
beynimi onlara verip, gözlerinin içine bakarak bir günaydın demem?
Ya da
nasılsın derken seni gerçekten umursuyorum ve nasıl olduğunu merak
ediyorum hissini ona belli etmem? İşler mi durur? Kaç dakika
kaybettirir
bunları yapmak bana?
Annem aradığında 'işteyim şu an, bunları burdan
konuşamam, akşama evden ara' dediğimde... Akşam aradığında ise
gündüz
endoskopiye gittiğini, beni yanında istediğini söylemek için
aradığını
işitmek... İşten eve gelip bir telaş yemeği yetiştirmeye çalışırken
bütün
gün beni özleyen çocuğumun bacağımdan çekiştirip bana sarılmak
istemesi...
"Hayır, yavrucum, şu an sana sarılamam, yemek yetiştirmem
gerekiyor.Ancak
her iş bittiğinde - tabii o da ancak sen uyuduğunda, sen bilmem
kaçıncı
rüyanı görürken- seni öpebilirim" demem...
Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım yemeğe davet
ettiklerinde bunun kahrolası bir toplantıya denk gelmesi, ama
onların
gitmesi.....
Çok sevdiğim akrabamın doğum gününe sırf eşim keyif
almıyor, diye sadece telefon etmem....
Pazar yürüyüşüne çıkmak için hazırlanırken yağmurun
başlaması, ' oysa daha dün gitmiştim kuaföre, otur evde cips
atıştır.
Yağmur mu? Vurmasın yüzüme damlaları. Nasılsa daha çok yağar'
demem....
Böyle kaç tane anı, kaçırırız hayatta? Kaçını bir daha
yakalama şansını verir hayat bize?
Annemizin endoskopisi kötü çıkarsa...
Evladımız hızla büyürken ıskaladıklarımız ve bir daha
geri gelmeyen büyüme evreleri....
Dostlarla yapılan enfes sohbetler....
Aile ile yapılan her daim tat veren kahvaltılar...
Neleri nelere değişiyoruz? Değer mi acaba
diye durup düşünmeden.
Sevdiğimiz için gecenin ikisinde yol kat
edilmiyorsa, uyku tatlı geliyorsa....
Hangi zamanı kimlerden çalıyoruz, çantada
keklik gibi gördüklerimizden mi? Ne kadar ilgilenmesek de, ne kadar
az
zaman ayırsak da, nasılsa yanımızda olacaklarından emin
olduklarımızdan
mı?
Ya o keklikler bir gün keklik olmaktan
bıkarsa.....


Ya onlar, 'al, istediğin hayatı sen yaşa. Ne
olursa olsun biz arka fonda yokuz' derlerse?



Ya, ' her şeyi sizler için yapıyordum'
yalanı ile baş başa kalırsak?
Ya.......................
Ya yağmurun bir daha yağdığını
göremezsek?   aglaaaaa



alıntı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Yetkisiz | Tarih: 2008-05-24 03:10:00
    Konu: bakınız .)
    bab yazını okudum içim burkuldu yaşlanıyor muyuz ha ne dersin ?
    iyisimi gel sen birde bunu oku bereket bu aklıma geldi gülümsedim bir başka günaydın yazısı :)

    http://ipekharika.blogcu.com/14051651/

    Bağlantı »

« Önceki ::